Çıkmazda değil yüreğim fakat varış noktası belli bir istikamette de değil...Aslında hiç bir yerde gibiyim.
Sokakta kimseler yok,in cin top oynuyor.Rutubetin yarattığı fluluktan gökyüzündeki yıldızları göremiyorum.Sönmüşler sanki.
Sokak lambalarının aydınlığına kelebekler,böcekler üşüşmüş dönüyorlar,dönüyorum,dönüyorum,uyku tutmuyor.Bir şeyler okursam uyurum belki diye düşünüyorum.
Bir Yasemin Pulat kitabı alıyorum kitaplığımdan,okuyorum anlamlı kelimelerin altını çize çize...alltaki replikler hoşuma gidiyor.
......
Yaşa ki hisset...yaşa ki yaz...yaşa ki öl.. Şimdi sen bu kadar çok şeyi yazmak için mi yaşadın?
-Hayır yaşamak için yazdım.
-ne bekliyorsun?
-çok şey
-ne?
-hiç bir şey.
-ikisinin ortası yok mu?
-hiç olmadı ki.
-zor değilmi?
-zor!
-Anlayan olur mu?
-olur!
-Sürdüren olur mu?
-Olmaz!
Anladıktan sonra gidenler olur.İşlerine gelmez.Masumiyetin oyunlar bozar,Açıksözlülüğün ortamlar,iyiliğin ise yürek...
-kimin?
-Aşkın!!!
.......
Anlayanda gidiyor anlamayanda.Eyvallah.
Seni gidi laf ebesi,kapa çeneni...
Ahh benim gelgit aklım;herşey bir oyun aslında,planlı, planı kendinden tıkır tıkır işleyen şu sistemin acımasızlığının içinde.Haydi bağır şimdi gecenin yarısında,avazla ortalığı,neyi değiştirebileceksin bakalım?
Sen en iyisi bir damla gözyaşı ol ak yüreğinin içine,sonrada kuruyup git.Gökyüzünün sönmüş yıldızlarını avuçlamaya çalışırken kendi içinde küflenmeye devam et.
Yüreğin ağır geliyor değilmi, fikrinin ikirciklerine? Akar böyle işte yanaklarına.
Ahh benim gelgit aklım!!ne kadar da gürültücüsün,doğruyu bulma yollarında daha hangi hatalarına takılıp tökezleyeceksin?nerelerinde parantezler açıp içlerini abukluklarla dolduracaksın hayat öykünün?Hangi çıkmazlarında geriye dönüşler yapacaksın?
Gerçekleri kaldıramadığında yüreğin işte böyle ağırlaşır,taş olur yada yerine sığmaz buharlaşır yaş olur taşar gözlerinden.
Haydi ağla şimdi hercai,gözlerini bırak yerlere...!!!
Bir su damlası gibi düştün yüreğime tatlı serinliğim. Gülüşlerime bulaştın önce,su gibi can veren ferahlatan,su gibi akışkan ve coşkulu yüreğinden kopup gelen sevginle.
Freni varmı hayatın,istesek dururmu ki zaman? İçim dışarı aksa,çığlık çığlığa bir martının kanadına yükleyip tüm huzursuz çırpınışlarımı uçursam denizlerin en uçsuz bucaksız maviliklerine kondursam sönermi deli yüreğimin huzursuz yangınları... derken;
Su damlası gibi düştün ömrüme,kendimi berrak saydam ve tüm kirlenmişliklerden uzak, senin içinden izlerken buldum dünyayı.
Damlaya damlaya gökkuşağı oldun ruhumun yağmur ertelerinde biliyormusun?
Mutluluğu avuçlarıma beklemediğim bir anda gelen bir armağan gibi sıkıştırıp aşkı yapıştırdın yüreğimin duvarlarına.
Bir damlan yağmura dönüştü, nehire dönüştü,
Yandı her damlayışın yüreğimde aşka dönüştü.
Derler ki;
Hiç bir su damlası kendini tamamlamadan damlamazmış.
Miniğim gidiyor. Yanlızlığı yüreğime bulayarak.Yeniden yalpalayacağız bir süre biliyorum.Bir yanım bu gidişe üzülürken; mesleğini eline almış olmasının gururundan olsa gerek diğer yanım da çok seviniyor.İçim karmakarışık.
Yeniden gözlerimden bitmeyen yağmurlarımın damladığı yüreğimin ve gönlümün o ıslak caddelerinde dolaşacağım günler kapımda.Biraz hüzne bulaşmış sevinç yağmurları yağacak bu kez.
Hayatımda hep benimle olacağını sandığım gerçeklerimin yerini birer birer yalana bırakışlarını izlerken,yaşadığım herşeyin bir rüya olduğuna şimdi daha fazla inanıyorum.
.....
Arabım gidiyor,ve ben hep birilerini yolcu edip duruyorum.Sevmem ardında kalışları buruk olan vedaları.İpi kopmuş boncuk taneleri gibi saçar yerlere insanı.
O bir eğitim neferi artık.
Minik yüreklere bilgi tohumları ekecek,kimbilir o hangi kentin sokaklarında yürürken geleceğine doğru;ben ardında alıştığım yalnızlık türkülerini söyleyeceğim.Çıkılması zor bir yokuşun başındayım yineBununda hakkından geleceğim elbette.Zaman neleri yutmadı ki?
Kara kızım gidiyor; yeni bir başlangıcın arifesinde artık.Ona;mutluluk dolu güzel bir gelecek diliyorum.
.....
Yükleyip hasreti turnaların kanadına
Yollayacağım hemen ardından,
Artık yanyana olamasak da,
O benim miniğim.
Özledikçe kokusunu
Yanına gideceğim.
....
Bu devamı olan bir başlangıç,bir bitiş değil.tabiki.O;kendi alın terinin karşılığını almanın,kendi kendine yetmenin,kendi sorumluluğunun sahibi olmanın,minik yüreklere bir şeyler öğretmenin hazzını yaşayacağı günlere gidiyor.
Özümün değişken mevsimlerinde savrulurken bedenim,sokakları yosun kokan bu şehirde,tanıdım seni.Bir ağustos gecesi düştün suskun yanlızlığımın yaralı yüreğine.
İkimizde yalnız,yorgun ve bezgindik o akşam.
O akşam damladın küçük bir serinlik gibi gözlerime bal rengine dönüştü dünyam.
Sıcak,nemli,bungunlık veren bir geceydi.Yasemin kokularına karışmış meltem rüzgarları okşarken bedenimi,o kısacık zaman diliminde tüm susukularımızı dillendirdik.Birbirini tamamlayan iki yarım gibiydik derinliklerinde kaybolduğum acılı düşlerimden uyandırdın beni....
Sana çok şey borçluyum ve seni sevdim o ağustos gecesinde sevgili dostum.
Aşk acıtır insanın yüreğini,içini dağlar,ağlatır,düşündürür,bazen mutlu da kılar.Nedeni niçini olmadan pat diye düşer yaşamına insanın,sen ağızını bile açamadan daha teslim olur yüreğin.kalakalırsın.
Bütün akşamlarımı sardı yasemin kokusu,bahçelerin evlerin duvarlarına tırmanan begonvilleri o geceden sonra daha bir sevdim.Aynı o mor begonviller gibi tırmandın yıkık dökük yanlızlığımın virane duvarlarına.Geçmişten sürükleyip bu günlere getirdiğim acılı anılarımın unutulmuş yağmurları sık sık yağmıyor artık.
Evet sevgili dostum,biz aynı renk görüyoruz hayatı,sen çoğulluğunun tekilliğinde,ben tekilliğimin unutulmuşluğunda aynı hazzı duyuyoruz yaşamdan öyle değilmi?.
Beni dinleyip,ruhumun değişkenliklerine sabrettiğin gecelerde seni daha çok gönlüme aldım ben,daha çok sevdim.
....
Şimdi belki sende benim gibi yalnızsın,elinde gazetelerin,gözlerin dalıp gitmiştir şu sıcak temmuz akşamüstüsü balkondaki çiçeklerine,ya da kavanozdaki balıklarına,haa sakın onları yemlemeyi unutma.Ben yine kendimi kurcalamakla meşgulum her zamanki gibiyim yani...
Bu gece de yine rutubetli olacak anlaşılan.
Ortalık yosun kokuyor,
Ağustos kapıda üstelik.
ve ben;
Seni seviyorum dostum,lime lime,inişli çıkışlı,eksik gedik.
Küresel ısınmanın en fazla olduğu şu günlerde sıcakların bu denli artması üzerimde olumsuz etkilere yol açtı.Biyolojik açıdan etkilenmemin yanı sıra psikolojik bağlamda da bir tuhaf oldum yani.
Genelde bir çoğumuz sinirli tahammülsüzlük ve dikkat eksikliğinin yanı sıra geceleride uykusuzluk çekiyoruz öyle değilmi?
Aşırı sıcaklarla birlikte nem oranınında artması beni iyice buharlaştırdı ve bunalttı.Su ayran soda karpuz derken vakit rutubete bulanmış geçiyor iştee.
Bu sabah erkenden uyandım yine.Saat sabahın yedisi olmasına rağmen güneş en kızgın haliyle çoktan ısıtmaya başlamış yolları duvarları.İçimde sıcağın verdiği bungunluk ve sıkıntı ile sanki bu dünyanın bütün sorunlarıyla ben boğuşuyormuşum gibi,bitkin yorgun ve keyifsiz tembelliğim tavan yapmış durumda dolanırken yaklaşık bir bucuk aydır asosyalliğimde katlanarak çoğaldı.Dışarı çıkmak istemeyen yanımın esiri oldum klimalı hücremde voltalar atarken offf layıp pufluyorum şimendifer gibi.
Canım sıkılıyor yaniii.....
.....
Gidip kahve yapıyorum içiyorum,sıgara yakıyorum içiyorum, susuyorum içiyorum,ağzım yine kuruyor,bu kez çay yapıyorum içiyorum, tekrar bir sigara yakıyorum,televizyon kanallarında geziniyorum,gidip tekrar su içiyorum.Aslında kayda değer hiç bir şey yapmıyorum.
Canım sıkılıyor...
Sonra anneme telefon açıyorum;
-Anne canım sıkılıyor diyorum,
-''sıkı can iyidir evladım kolay çıkmaz'' diyor.Ama ben çıksın istiyorummmm!!!
Alıp başımı şimdi şöyle bir gitsem Erzurum yaylalarına,Himalayaların tepesine,güney kutbuna.Ne bileyim sıcaklar bitse kar yağsa,şu beynimdeki kara delik kapansa.ben üşüsem,üşümeyi hissetsem. En yakın derin dondurucum acaba onun içine mi girsem:))
....
Sabıkalı gibi tıkıldığım odamda kitaplarımı karıştırıyorum Orhan Veli'nin bir şiirini buldum şimdi
Diyor ki;
Dün fene sıkıldım akşama kadar,
iki paket sigara banamısın demedi.
Yazı yazacak oldum sarmadı.
Keman çaldım ömrümde ilk defa,
Dolaştım.
Tavla oynayanları seyrettim
Bir şarkıyı başka makamda söyledim.
Sinek tuttum bir kibrit kutusu
Allah kahretsin en sonunda
Kalktım buraya geldim.
Ne güzel ifade etmiş kendini.
....
Çok sıcak.Üstelik canım sıkılıyor. Bu günlerde böyleyim işte.
Yine de gözüm kulağım telefonda biri çağırsa diyorum.Evet sonra telefon çalıyor biri çağırıyor haydi sende gel diye, bu kez üşeniyorum kalkıp giyinmeye ve dışarı çıkmaya.